4 Şubat 2013 Pazartesi

İLK İNCİ...


İlk dişimiz bugün patladı. Beklenenden biraz erken oldu ama hayırlısı olsun bakalım. Sağlık olsun. Huzursuz, iştahsız ve bol salyalı günler bizi bekliyor... Çok yakında diş buğdayını da yapacağız inşallah.

26 Ocak 2013 Cumartesi

Geçmiş Olsun

Merhaba soğuk hastane koridorları, ilaç kokusu, yüksek ateş... 
Merhaba uykusuz geceler, inatçı öksürükler, ter havluları...
Etrafımızı enfeksiyon sarıyor. 
Babacığından "Oğlumuzu benden uzak tut" diyen bir telefon alıyorum.  Senin için evden gitmeyi dahi teklif ediyor... Nasıl yani?! Kime bırakabilirim ki?! İşten apar topar çıkıp hastaneye gidiyorum. 39 derece ateşler içinde yanarken bile tek düşündüğü sen oluyorsun.
Merhaba çaresizlik...
Babacığına bakmak için işten bir hafta izin alıyorum, fakat bu sandığım kadar kolay olmuyor. (Bu konuda  son derece anlayışlı olan kurum amirime sonsuz teşekkür ediyorum). Aynı anda ikinize de yetişmek için uğraşıyorum. Dostlarımızın da söyledikleri gibi artık iki oğlum var! İkinizi bir araya getirmeden, ikinizle de ilgilenmek zorundayım. 
Merhaba serum seti, evde bakım...
3 gece üst üste acile gidiyoruz ve doktorlar  babanı hastaneye yatırmaktan bahsediyorlar. Hayatım boyunca klonlanmayı hiç bu kadar çok istememiştim. Hastanede ki tedaviyi evde uygulayarak sorunu çözmeye çalışıyorum. 
Merhaba ilk öksürük...
Sen babanın öksürük seslerinden korkuyorsun, bizse senin hasta olmandan. Derken ufak ufak öksürdüğünü fark ediyorum. Soluğu hastanede alıyoruz. Bu senin ilk rahatsızlığın... Gayet soğuk kanlıyım ancak içimde kıyametler kopuyor. O kadar küçüksün ki öksüreyim derken bile tükeniyorsun. Bende tükeniyorum... O minicik ağzın öksürmeye çalışırken sanki tamamen kayboluyor, hemen yoruluyorsun. Ben bitiyorum... Çok şükür ki doktor amcan sadece hafif bir viral enfeksiyon geçirdiğini, erken fark ettiğimiz için bitkisel bir şurupla geçeceğini söylüyor.
Günler, geceler  sen uyurken başında nöbet tutarak geçiyor. Bir senin ateşine bakıyorum, bir babacığının. İyi olacağını biliyorum  fakat yinede uyuyamıyorum. Hala ayakta olduğum için şükrediyor, hasta olmamak için dualar ediyorum. Bir tek dostlarımızın geçmiş olsun dilekleri moral oluyor. Bir de iyileşiyor olmanız. Geçmiş olsun bebeğim... Ailemizin yaşayacağı en büyük rahatsızlık bu kadar olsun... Son olsun...






12 Ocak 2013 Cumartesi

Bertuğ Uyurken...

Bu karmaşık duyguların tam olarak adını koyabilmek için birkaç gün bekledim. Bir işe yaramadı... Sen ne hissediyorsun bilmiyorum. Her ne kadar sürekli gidip gelmelerimin farkına varmadığını düşünmeye çalışsam da durumu gözlerinden anlayabiliyorum. Belki gidişimi bilmiyorsun ama gelişimi beklediğin apaçık. Aslında ikimizde bu durumun henüz şok aşamasındayız diyebilirim. Nasıl başa çıkacağımızı yaşayarak öğreneceğiz. Sen, her sabah güne gülümseyerek başlıyor, yine oyunlar oynayacağımızı sanıyorsun. Oyunlarımız yarım kalıyor... Bense her sabah işe giderken, akşam eve dönene kadar uyuduğunu düşünüyorum. Hayalimde yalnızca sen uyurken çalışmaya gittiğim bir iş buldum. Seni çok özlüyor, uyandırmamak için rahatsız etmiyorum.
Biliyorum emin ellerdesin. Biliyorum ki sana hiçbir şey olmayacak. Her ağlamanın benimle ilgili olduğu düşüncesinin saçma olduğunu da biliyorum. Belki her anında yanında olamayacağım. Fakat hayatın boyunca bana her ihtiyacın olduğunda yanında olacağıma söz veriyorum. Söz veriyorum...

3 Ocak 2013 Perşembe

İyi Ki Doğdum

Bugün benim doğum günüm...
İyi ki doğmuşum diyebileceğim bir sürü sebebim var. Şükürler olsun...
Anne ve babama beni bu dünyaya getirdikleri, bugüne kadar her konuda sonsuz desteğim oldukları için minnettarım. İyi ki doğmuşum, iyi ki sizin küçük kızınız olmuşum.
Beni adeta kızı gibi seven hayattaki tek kardeşim...İyi ki benden önce sen vardın. Birlikte büyüdüğümüz için çok şanslıyız. 
Eşim, Hayat arkadaşım... İyi ki seninle evlenmişim. Bugün beni gül yapraklarına boğarak kendimi çiçek prensesi gibi hissetmemi sağladın:) Muhteşem sürprizin sayesinde 3 Ocak 2013 hiç unutulmayacak.
Oğlum, Nefesim... Hayatımın en özel hediyesi. İyi ki seni dünyaya getirmişim. Beni varlığınla dünyanın en mutlu annesi yaptın. Bu sabah yine o çapkın gülücüklerle uyandırdın anneyi ve o küçük parmakların yine saçlarımı yakaladı :) Henüz 3,5 aylıksın, şimdilik yarasa gibi saçlarıma asılı yaşıyorsun. Yinede şimdiden babacığınla birinci yaş gününün planlarını yapıyoruz. Seninle birlikte bizde büyüyoruz. İyi ki varsın bebeğim, iyi ki bizimlesin.
İyi ki tüm sevdiklerim halen hayattalar... 

31 Aralık 2012 Pazartesi

Zehirli Oyuncaklar

Geçen hafta sonu eşimle bir oyuncak mağazasına gittik. Oğluşuma oyuncak bakıyoruz :) Gelişimine, yaşına uygun olsun, motor becerilerini geliştirsin, tehlike arz etmesin gibi bir çok özellik ararken mağazayı 3-4 kez turladık diyebilirim. Beğendiğimiz her ürünün üzerini okuyor, yorumlar yapıyorken ısrarla çalan bir cep telefonunun sesi dikkatimizi dağıtıyor. Yaklaştıkça anlıyoruz ki; bu ses, telefon melodisi değil ışıklı-müzikli bir oyuncak.  Aslında tam olarak, şu malum mafya dizisinin müziklerinden oluşan bir M16 makinalı tüfekten bahsediyorum. İşin enteresan kısmı ise bu oyuncağı! dakikalardır inceleyenin 50'li yaşlarda bir amcamızın oluşu. Torunu mu yoksa çocuğu için mi bakıyor derken birden eşimle göz göze gelip aynı şeyleri düşündüğümüzü anlayıp gülümsüyoruz. Adamın yüzündeki şaşkınlıkla karışık mutluluk ifadesi bize aslında daha çok kendisi için incelediğini düşündürüyor :) Oğlum için zar zor beğendiğimiz ürünü alıp mağazadan çıkıyoruz. Eşimle yolda bu trajikomik meseleyi konuşmadan yapamıyoruz. Hatanın bu oyuncakları alanlarda mı yoksa üretenlerde mi olduğuyla ilgili sohbetler ederek eve dönüyoruz.
Sonra kendi kendime acaba diyorum... Son zamanlarda ortalıkta mafya babası kılıklıların artması, tüm cep telefon melodilerinin aynı olması, racon kesmeyip kafa kesenlerin türemesiyle bu masum! M16'nın bir ilgisi olabilir mi?
Günümüzde oyuncakların, sadece çocukları oyalamak için değil aynı zamanda zihin fonksiyonlarını da geliştirdiği, üretkenlik ve liderlik yeteneklerini kazandırdığı bilinen bir gerçek. Uzmanların, oyuncakların çocuğun geleceğine yapılan bir yatırım olduğunu savunmalarını da düşündüğümde küçük Polatların yapımında M16'yı hatalı buluyorum.
Şimdi soruyorum; her tarafı buram buram mafya hikayeleri kokan, ölüm kokan bir oyuncak, küçük bir çocuğun hangi zihinsel fonksiyonunu geliştirecek? Hangi liderlik vasfını kazanmasını sağlayacak merak ediyorum? Nasıl Polat olunur, racon nasıl kesilir, işkence nasıl yapılır gibi temel eğitimleri geliştireceği kuşkusuz. Çocuğu için bu tarz oyuncakları tercih eden ailelerin sosyokültürel düzeyini de düşünecek olursak her perşembe akşamı çoluk çocuk hep beraber ekran karşısında olduklarını tahmin edebilmek hiç de zor değil.
Maksadım bu çok popüler olan diziyi eleştirmek değil, zaten eleştirmen de değilim.
Bu yazıyı yazarken dahi "Ama bu dizi Türkiye'nin gerçeğini anlatıyor" şeklindeki savunmaları sanki duyabiliyorum. Hayır! Asıl gerçek anne ve baba olarak sorumluluklarını aldığımız çocuklarımız. Gelişimlerini olumsuz yönde etkilediğini bildiğimiz halde hiçbir şey yapmadığımız, keyfimizi bozmamak için birlikte şiddet içerikli yayınlar izlediğimiz, dahası oyuncaklarına bile zehir kattığımız çocuklarımız, bu ülkenin tek gerçeği ve maalesef geleceği oluyorlar. 







29 Aralık 2012 Cumartesi

2012 VE BİZ

2012 bizlere neler öğretti...
Hayatımın en önemli yıllarını sıralamaya başladığımda 2012 yılının diğerlerini geride bırakabileceğini hiç düşünmemiştim.
Bu anlamlı senede neler yaşadığımızı detaylara girmeden paylaşmak istiyorum.
2012 bizlere;
Dostluğun, çıkarlar çakıştığında bittiğini,
Düştüğün zaman ummadığın kişilerin kaldırmak için elini uzattığını,
İhtiyacımız olduğunda yanımızda sadece kan bağı olan insanların yer aldığını,
Haklarımızı savunduğumuzda yalnız kalacağımızı ancak haksızlığın bir parçası olursak sevileceğimizi,
Her işte bir hayr aramak gerektiğini,
Kıskanç insanların kalplerinde iyiliğe yer olmadığını, 
Sürekli bizi eleştirenlerin aslında bizim gibi olmak için çabaladıklarını,
Her hatanın mutlaka bir bedeli olması gerektiğini,
Cahil insanların cüretkarlıkta sınır tanımadığını,
Prensiplerimizden kimse için ödün vermememiz gerektiğini,
Bir şeye ne kadar çok inanırsak o kadar çabuk gerçekleşeceğini,
Huzur ve mutluluğun aslında her insanın içinde olduğunu,
Bu dünyada gölgesiyle bile kavga edebilecek kadar hırçın insanların var olduğunu,
Parayla satın alınamayacak şeyleri kaybetmemek için para harcamak gerektiğini,
Çok bilenin hep yerinde sayıp bir arpa boyu yol alamadığını,
İyi bakmaya başlayabilmek için iyi bir kalbe sahip olmak gerektiğini,
Tam bir aile olabilmek için birlikte hareket edebilmenin önemini,
Yanlış arkadaşın kişiyi yoldan çıkaracağını,
Sevginin emek verdikçe büyüdüğünü,
Dünyadaki hiçbir şeyin bir bebeğin gülümsemesinden daha değerli olmayacağını, 
Gangnam Style dansını,
Kıyametin takvimlerde koptuğunu,
2012 yılının bebek yılı olduğunu,
Her ne olursa olsun bu dünyanın aslında iyilerin dünyası olduğunu,
YAŞAYARAK ÖĞRETTİ.





23 Aralık 2012 Pazar

Başbakana Mektup

Geçenlerde BİMER'e (Başbakanlık İletişim Merkezi) yaptığım bir başvuruyu burda yayınlamak istedim. Bu konuyla ilgili rahatsızlık duyan birçok çalışan anneyi de duyarlı olmaya davet ediyorum.
"Sayın Başbakanım,
Ben ssklı çalışan bir anneyim. Bebeğim henüz 3 aylık. Ülkemizdeki analık izninin 2 ay gibi kısıtlı bir süre olması nedeniyle tüm çalışan anneler gibi bir şekilde işe başlamak durumundayım. Sağlıklı bir nesil yetiştirmek adına bebeğimi anne sütü ile beslemek istiyorum. Ancak işçi annelere tanınan günlük 1,5 saatlik süt izninin büyük bir kısmı yolda eve gidiş-gelişlerde geçiyor. Hem çalışıp hem çocuğuma yeterli olmak imkansız hale geliyor. Tabii ki çalışmak benim kişisel tercihimdir ve sonuçlarına katlanmak durumundayım. Fakat ülkemizde memur annelerin analık sonrası süt izninin ilk 6 ay 3 saat, sonraki 6 ay 1,5 saat olması, bu konuda eşit davranılmaması biz işçi anneleri düşündürüyor.
Sorum memurlara neden bu hakkın tanındığı ile ilgili değildir. Sorum şu ki; memur annelere tanınan hakların işçi annelere de tanınmasında bir sakınca mı vardır? Bu ülkede memur annelerin bebeklerinin ihtiyaçları ile işçi annelerin bebeklerinin ihtiyaçları birbirinden farklı mıdır? Bu adil olmayan konuyla ilgili yapılabilecek bir düzenleme olduğunu düşünüyorum. Şimdiden bu konuda yapacağınız adil çalışma için teşekkür ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum."